Fıkra gibi olay! Adında ‘eğitim’ olan sendikadan ‘fakülteleri kapatın’ başvurusu

Eğitim-Sen, Boğaziçi Üniversitesi’ne kazandırılacak olan hukuk ve iletişim fakültelerini engellemek için Danıştay’a başvuru yaptı.

Fıkra gibi olay! Adında ‘eğitim’ olan sendikadan ‘fakülteleri kapatın’ başvurusu

Boğaziçi Üniversitesi’nde açılacak hukuk ve iletişim fakülteleri kararının iptali için Eğitim Sen, Danıştay’a dava açtı.

Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Prof Dr. Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasının ardından Boğaziçi Üniversitesi yeni hedeflerine kilitlenmeye başladı.

Melih Bulu, son yıllarda dünyada başarı sıralamasında epey gerileyen Boğaziçi Üniversitesi’ni ilk 100’e sokma hedefinin olduğunu söylerken Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle de üniversiteye hukuk ve iletişim fakülteleri kazandırılacak.

Eğitim-Sen’den ‘fakülteleri kapatın’ başvurusu

Boğaziçi Üniversitesi’ne iki yeni fakültenin açılacağı kararı üzerine adında ‘eğitim’ bulunan Eğitim Sendikası, fakültelerin açılmasını engellemek için harekete geçti. Boğaziçi Üniversitesi’ne iki yeni fakülte kurulmasını öngören 3519 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı’nın yürütmeyi durdurma ve dosyanın Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi talebiyle Danıştay’a dava açtı.

Eğitim Sen, dava dilekçesinde kararın iptali için şu gerekçeleri gösterdi:

“09.07.2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 703 sayılı KHK ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu madde 5 (f)’te yapılan değişiklikle fakültelerin kanunla kurulması öngörülmüştür.

Anayasanın 130. madde 1. fıkrada ‘Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları (………………) kanunla düzenlenir’ ilkesini güvenceye almak üzere yürütme organının özerkliğe aykırı işlem ve eylemlerini ortadan kaldırmak amacıyla 9. fıkrada kanunilik güvencesi getirilmiştir. Bu madde verilen atama kararına dayanak yapılabilecek 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu Ek Madde 30’un iptalini gerektirmektedir. Anayasanın 130. madde 9. fıkrasında yükseköğretim organlarının kuruluş ve organlarının kanunla düzenleneceği açıktır.

Yine Anayasanın 104. madde 17. fıkrası bu tür bir adımın Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile bile atılmasına izin vermezken, bir Cumhurbaşkanı kararı ile bu tür bir adımın atılması hukuken mümkün değildir.

Davaya konu işlemin dayanağı yanında bizzat kendisi de anayasaya aykırıdır. Üniversitelerin yalnızca bir tabela olmadığı ve bünyesindeki diğer birimlerle birlikte bir anlam ifade ettiği tartışmasızdır. Aksinin kabulü ise üniversitelerin yasayla kurulmasına dair anayasal kuralı etkisizleştirecektir.

Yükseköğretim Kurulu’nun ve üniversitenin ilgili organlarının görüşü alınmadan yeni fakülte kurulması Yükseköğretim Kanunu’nun ve Anayasa’nın ilgili maddelerine aykırıdır.

Türkiye Barolar Birliği’nin 31.12.2020 tarihli verilerine göre, Türkiye’de avukat sayısı 143.330’dur. Adalet Bakanlığı’nın 2020 yılında TBMM’ye gönderdiği raporda Türkiye’de avukat sayısının son on yılda ikiye katlandığı ifade edilmiş olup, bunun nedeni ihtiyaç ve kamu yararı nazara alınmadan açılan çok sayıda hukuk fakültesidir. Birçok fakülte hukukçu olmayan dekanlar tarafından yönetilmektedir. Yine Boğaziçi Üniversitesi’nde iletişim fakültesi açılması, mevcut iletişim fakültelerinin yılda yaklaşık 20 bin mezun vermeye başladığı dikkate alındığında davaya konu işlem hizmet gereklerine aykırıdır.

Davaya konu kararda takdir yetkisi hukuka uygun kullanılmamıştır. Ülkenin en nitelikli üniversitelerinden biri ile ilgili bir tasarrufa ilişkin, işlemi tesis eden makam dışında hiç kimsenin bilgisi bulunmamaktadır. Takdir yetkisi idareye tanınmış bir ‘hak’, ölçüsüz bir değerlendirme olanağını ifade etmez. Kısaca, hukuk düzeni sınırları içinde kullanılmalıdır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir